Bediüzzaman, bir tasavuf ehli mi, bir tarikattan sistemli bir tasavvuf dersi almış mı?
Üstad, ne herhangi bir medreseden sistemli bir medrese eğitimi ve ne de herhangi bir tarikattan sistemli bir tasavvuf dersi almış değildir. Ancak, kaleme almış olduğu eserler, ilm-i kelam sahasında muazzam bir yere konduğu gibi, nefsi terbiye ve irşad alanında da asra damgasını vuran bir eser olmuştur. Risale-i Nur küliyatı, gerek medrese ve gerekse tarikattan alınan neticeyi çok daha kısa bir sürede elde etmeyi sağlayan eserlerdir. Telvihat-ı Tis'a adlı eserinde, tasavvuf ve tarikat kavramları, her tarikat ehlini hayrette birakacak derecede izah edilmiştir.

Bediüzzaman, fen ve felsefenin hükümferma olduğu, aklın almadığı ve kavrayamadığı her şeyin inkâr edildiği bir asırda hizmet etmiştir. Kaleme aldığı eserlerde asrın ihtiyaçlarının izleri bulunmaktadır. Kalp ülkesini fethetmek için akıl tarikini seçmiştir.

Bediüzzaman, en az bir filozof kadar akıl ve muhakemeyi kullanan bir kelamcı ve bir sufi kadar da ibadet ve zikirle meşgul olan bir tasavvuf ehlidir. Ne yalnız kelamcı ve ne de yalnız sufidir. Hem kelamcı hem de sufidir. İkisini birbirinden ayırmaz ayrılmaması gerektiğini şu ifadelerle dile getirir;
"Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder." (1)
Hülasa, Bediüzzaman, cade-i kübra-yı Kur'an'iyenin münevver bir tilmizidir.

(1) bk. Münâzarat.
Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com