Çocukların, Nursi'ye gösterdikleri alakayı hazmedemiyorlar...

"Said Nursi küçük çocukların, zamanında kendisine olan alakasını,
ileride Risale-i Nur’la imanlarını kurtaracaklarına bağlamaktadır."

Yaşlı, yabancı, memleketinden uzak bir diyara sürgün edilmiş, devletin resmi propagandasıyla "suçlu ve tehlikeli biri" diye ilan edilmiş bir insana karşı, masum çocukların yakınlık göstermeleri, faytonla geçerken uzaktan gördükleri yere koşup -korkmadan, çekinmeden- ellerine sarılmaları, ehl-i basiret yanında elbette normal bir hadise değildir. Kuvvetli ihtimalle Bediüzzaman Hazretlerine karşı çocukların bu davranışlarını, talebeleri ve diğer köy halkı, onun büyüklüğüne ve manevi bir cazibe merkezi manasındaki kerametine hamlediyorlardı. Bunu fark eden Bediüzzaman Hazretleri her zaman yaptığı gibi, yine de kendi şahsıyla alakalı bir meziyetin olmadığını ilan etme adına,

 “Bunlar benim şahsımla alakalı değil, ileride Risale-i Nur’la imanlarını kurtaracaklarını o masum gönülleriyle hissetmişler ki, Risale-i Nur’a olan minnettarlıklarını benim şahsıma gösteriyorlar.”

demiştir. Bu kadar masum bir davranışı bu kadar masum bir ifadeyle -hakikatin ta kendisi olarak- tevil etmek nerede, bu itirazcıların sivrisinek kadar kıymet-i harbiyesi olmayan yaklaşımı nerede...

Kâinatın bütün hadiselerini Evrenin Yaratıcısı’nın elinde olduğuna bütün zerreleriyle iman eden Bediüzzaman gibi bir zatın, “sadece kendi avlusunda gördüğü kar üstündeki Risale-i Nur’un eczalarındaki tevafukatı andırır bir tarzda  sarı mürekkepler misüllü, o karın üstüne serpilmiş katreler ve noktaları” Risale-i Nur’a yapılacak bir saldırının sinyalleri olabilir mi, diye endişe etmesinde tenkit edilecek ne olabilir?..