Nursi; istediği rakama ulaşmak için ebcedi zorluyormuş...

Said Nursi, istediği rakamlara ulaşmakta zorlandığında, bunun için ayetlerin cümle yapısını bozmaya, dil kurallarına veya ebced kurallarına uymamaya mecbur kalmıştır. Bunlar da yetmeyince, istediği rakamla aradaki farka 'sırlı fark' diyerek işin içinden sıyrılmıştır.

"Ebced hesabı"ndaki bazı ufak farkların zarar vermediği, işin erbabı olanlarca kabul edilmektedir. Aklıselim de bunu kabul etmektedir.

Bir kelime, şayet işaret ettiği bir manaya, bir olaya aynen tevafuk etmiyorsa, ona en yakın olan bir kelimeyi tercih etmekten başka bir yol yoktur. Bu sebeple, yerine göre bir veya bir kaç farkın olması kaçınılmazdır.  

Buna bir misal vermek gerekirse, Kehf suresinin 18. ayetinde yer alan “Rukud” kelimesini misal verebiliriz. Bu ayette Ashab-ı Kehf’in bulundukları mağarada bir uyku halinde oldukları halde, uyanık oldukları izlenimini verdiklerinden söz edilir. Burada kullanılan “rukud” kelimesi, onların-sarih ifadeyle- mağaradaki uyku hallerini anlatırken, işari yönüyle de onların mağarada kaldıkları yılların sayısına işaret etmektedir. Uykuyu ifade eden en meşhur sözcük “nevm” kelimesi ve türevleri olmasına rağmen, Kur’an’da az kullanılan “rukud” kelimesinin tercih edilmesi, bu işari manayı desteklemektedir. İşte “rukud” kelimesinin ebced değeri 310’dur. Kehf suresinin 25. ayetinde ifade edildiği üzere, Ashab-ı Kehf’in mağarada kaldıkları süre 309’dur. Demek ki, “rukud” kelimesi bir tek farkla onların bu süresine işaret etmektedir.

Ayrıca, “rukud” kelimesi,  Kehf suresinin 310. kelimesi olarak yerleştirilmiştir. Bu da onun ebced değerine uygun olduğu gibi, bir tek farkla mağaradaki süreye olan  işaretini de pekiştirmektedir.

Burada "Allah her şeye kadirdir." hakikatini yanlış yorumlamak da ayrıca bir hatadır. Çünkü, Allah’ın kudreti hikmetsiz iş yapmaz. Kudret hikmetle sınırlıdır. Hikmet ise, bir işaret için yeniden bir dil üretmez... İnsanların hiç bilmediği yeni kelimeler  türetmez…